Samiha Ayverdi ve Külliyatı


Yeni keşiflerimden birisidir Samiha hanım. Sadece birisi demekte pek doğru değil aslında. Çünkü kendini yetiştirmiş bir çok konuda fikir sahibi münevver , faziletli ve mütefekkir bir insan. Tanışalı sadece iki üç saat oldu ama hala sohbetinin etkisiyle karşısında oturuyorum. Henüz ilk kitabı batmayan gün hakkında konuşuyoruz. O bana Sabahattin Ali’nin Maria Puder vari karakteri Aliye’yi anlatıyor, ben de ona hayran kalıyorum. Sadece bununla da yetinmeyip bir de ilim irfan sahibi İrfan Paşa’nın not defterlerinden bana pasajlar okuyor arada. Sadece dinlemek iktidarını gösterebiliyorum. Karaımı da verdim aynı zamanda, bu blogta ona has bir köşe olmalı ve o diğer kitapların bulunduğu raflardan başka ve daha münasip bir rafa yerleştirilmeli. Henüz başlardayım ve daha onunla katılmam gereken kırk üç sohbet var. Umarım sonuna kadar gidebilirim ve umarım o da sonuna kadar bana eşlik eder.

Batmayan Gün(23 mayıs/28 mayıs)

Aliye öyle bir insandır ki yıllardır kendini arayan ama günlük zevklerin peşinde koşan insanlar arasında kaybolmuş ve arayışında Dedesi İrfan Paşa’nın notlarının yol gösterdiği sürekli mana aleminde dolaşan bir yolcudur. Karşısına hiç beklemediği bir tevafukla çıkan Doktor Kerim Bey dedesinin not defterlerindeki rumuzu K olan ve dedesinin çoğu zaman hocam diye hitap ettiği tıbbiyelidir. O zamanın tıbbiyeli insanlarının çoğu meslekleri icabı mana alemlerini zenginleştirmemiş ve bunun gereksiz de olduğunu her seferinde dile getiren Doktor Hüsnü Bey vari insanlardır. Fakat Doktor Kerim Bey tıpkı insanın her türlü anatomik yapısını öğrenmenin tıbbı öğrenmekten geçtiğini düşündüğü gibi insanın kendi mana alemini keşfetmesi içinde öğrenmesi gerektiği bir takım hususlar olduğunu söylemektedir. Nitekim;” İnsanın kendi varlığı ve benliği ilahi varlık ve benlikte erimedikçe ruhi gelişmeye ermek mümkün değil.” diyerek aslında günümüz insanının karşılaştığı bunca güçlüğün çözüm yolunu göstermiş oluyor.

Doktor Kerim Bey bir tıbbiyeliden daha çok bir insan sarrafıdır. Binaenaleyh kendini çok iyi tanımış ve ne bilmediğini bilen münevver bir insan rolündedir. bu nedenle Aliye yıllardır kimsenin dolduramadığı o boşluğu doldurmak için kabını Kerim beye tutmuştur. Tabi ki bu Doktor Hüsnü Bey’i hiç memnun etmemiştir, zira o Aliye’ye arkadaşı Selma ile evlenmeden önce aşık olmuştur. Fakat bu aşk Aliye’nin kendi tabiriyle amiyane ve içi boş bir laftır. Aliye’nin aşkı ise daha çok manaya ulaşmak için bir yol vazifesi görür ve bu nedenle Kerim Bey’in fikirlerine yapışır.

Kıskançlık, kibir ve gurur aşkı öldürmek için zehirli iğnesini Aliye’nin narin vücuduna soktu fakat Hak geldi Batıl kayboldu. Kazanan mana alemi oldu ki başta zaten her şey oydu, ondaydı.

İrfan Paşadan; ”Kendini keşfet, kendini bilmeyen kimseyi bilemez.”

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: