Medipol her daim gündem


Hepimizin bildiği gibi Medipol İstanbul’un gözdesi olmaya namzet bir okul. Tabi bu büyük iddianın getirdiği bir takım yaptırımlar gereği hem yönetim hem de biz öğrenciler açısından problemlerle karşılaşmak mümkün olabiliyor. Baharında erkenden gelmesiyle heyecanla dolup taşan bu güzide okulun nadide öğrencileri bir yandan sınavların yaklaşmasıyla yaşadıkları stresi düzenlenen okul turnuvasıyla ya da panayırla atmaya çalışırken çoğu zaman  onları bekleyen ya da hali hazırda içerisinde bulundukları sıkıntıları göremeyebiliyorlar. Bunları biraz da hayatın akışı içerisinde gözden kaçırıyoruz.Ama dediğim gibi güzide bir okul olabilmenin getirdiği bir takım sorumluluklar olmalı ve biz problemlerimizin üzerine sesimiz çıktığı kadar yürüyebilmeliyiz.

Tabi bu köşenin bir de bu gazete de yer alma amacı var ki,o da:öğrenci sesini legal yollardan duyurabilmek. Legal diyorum çünkü bir çok kez illegal yollardan yapılan haklı ya da haksız eleştiriler ses kayıt cihazlarına takılmış, acizane iyi işler yapmaya çalışan ya da hepimizin faydasına olan hakları isteyen  insanlar fütursuzca fişlenmiştir. Sadece fişlemekle kalınmamış literatüre ”laf taşımak” olarak geçmiş olaylar hocalarımız ile öğrenciler arasında ne kadar yazık ki yaşanmıştır.Ama yaşanmasına hak vermemek elde değil.Çünkü ülke gündeminin andıç davaları, şike iddiaları ve fişlenme olayları üzerinden sürdüğü göz önüne alınınca biz öğrencilerin etkilenmemesi mümkün gözükmüyor. Nitekim aldığı terbiyenin kalitesizliği karakterine yansımış  ya da özendiği siyasi kişiliklerin güncel medyada yaptıklarını  kendi hamuruyla yoğurmadan fırına veren insanlara bu yakışıksız hareketi yaptıkları için kızmamak gerekli . Ne de olsa heybelerine doldurabildikleri ölçüde olayları yorumlayabilme yetisine sahipler. Aslında acımak lazım bu insanlara bilmediklerini bilemedikleri için. İnanın bana ”insanları fikirleri nedeniyle fişlemek” gibi büyük bir problem varken diğer sorunlarımız gölgede kalıyor. Çünkü insan olmamızın gereklerini yerine getiremedikten sonrayemekhane de tabldot sistemi yokmuş, ayrı fiyatlandırma olmalıymış, kampüsümüz olmalıymış hikaye. Yapılan sıraları, yemekhaneleri ya da eğitim için yapılan binaları henüz doğru ile yanlışı birbirinden ayırt edemeyen insanlarla doldurmamızın hiç bir mahiyeti yok. Bakın size çok bariz bir örnek veriyorum. Schopenhauer okuyanlarınız bilir. Schopenhauer özellikle ‘Seçkinlik ve Sıradanlık Üzerine ‘adlı kitabında der ki: ”Bir insana fiziği, kimyayı ya da onun ileride geçinmesini sağlayacak beşeri bilimleri öğretmeden önce ona kötüyle iyiyi ayırt edebilme yetisini kazandırmalıyız.” Sanırım bu aslında bizim tüm sorunlarımızın başı ve sanırım daha az göze batan sorunlarımızın çözümü yerine önceliğimiz insanlığımızı kazanmak  olmalı.

Yıllardır üzerinde kalem oynattığım başka bir problemimizin de yemekhane olduğunu düşünüyorum. Aslında dediğim gibi basit ve çözülebilir bir problem bu. Çünkü maddi imkanlarla ilgili. Mesela yemekhane de ayrı bir fiyatlandırmaya ihtiyaç olduğu kanısındayım. Sadece ihtiyacım kadarının parasını ödeyerek istediğim kadar yiyebilmeliyim. Alınan fişlerin içerisine herşey dahil oluyor ve öğrenciler çoğu zaman ihtiyaç fazlasını çöpe dökebiliyorlar. Ayrı bir fiyatlandırma olması durumunda sadece çorba içmek isteyen bir öğrenci tüm yemek parasını vermek yerine o çorbaya özel fiyatı ödemeli. Hem böylelikle ihtiyaç fazlası israfın önüne de geçilebilir. Ki bunun ne kadar önemli bir konu olduğuna girmek bile istemiyorum. Yine yıllardır üzerinde çokça spekülasyon yapılan bir konu kampüs meselesi, ama bu yazı da ”Ne zaman açılacak?’ gibi klişe bir soru sormak yerine, artık bir ihtiyaç olduğunu belirtmek istiyorum. Zira yapılan etkinliklerde panayır olsun konser olsun alt kattaki lobimiz bizim ihtiyaçlarımızı artan Medipol popülasyonu nedeniyle karşılayamaz duruma geldiği artık su götürmez bir gerçek. En basitinden bir ses sistemini kurmak için bile merdivenleri kullanıma kapatıyoruz ya da açılması gereken standları ulu orta lobideki masaları kullanarak kurmak zorunda kalıyoruz. Tüm bunlar aslında tek bir gerçeği gösteriyor ki bizim bir an önce kent üniversitesinden kampüs üniversitesine dönmemiz gerekiyor. Çünkü bu tam da başta bahsettiğim güzide ve özgün bir üniversite olabilmenin maddiyata bağlı gerekeni. Ama bu konuda kamuoyunda şöyle bir düşünce de hakim:” Yav arkadaş!!Ben kampüs olmasını istemiyorum, Kavacık mavacık bana ters. Burası İstanbul’un en güzel yeri. 10 dakika da Taksimdeyim. Bir kampüse ihtiyacım da yok aslında.” Ama tabi bir diğer grupta aralarda voleybolunu ya da futbolunu cam-çerçeve indirmeden oynamak istiyor. Onlara da kulak vermek lazım.Bu farklı kamuoyu sesleri arasında  Medipol’ün kampüs üniversitesine dönüşmesi Medipol’ü muasır üniversiteler seviyesine çıkarır diye düşünüyorum .Güzide bir üniversite olabilmenin bir diğer gerekeninin de öğrenciler arasında ki su sızmaz bir birlikteliğin olması ve iyi bir haberleşme sisteminin kurulması. Haberleşme sisteminin nice savaşlar kazandırdığını hatırlatmaya gerek yok zannediyorum. Çünkü biz birbirimizden haberdar olduğumuz sürece güçlü oluyoruz. Gerek yönetime karşı gerekse büyük çapta iktidara karşı sesimizi haberleşerek , toplanarak duyurabiliyoruz. Diğer bir taraftan kendimizi geliştirebilmemiz ve kendi kişiliğimize uygun arkadaş ya da dost çevresi edinebilmemizin yolu da yine sağlıklı bir haberleşmeden geçiyor. Bunun için üniversitemizin adı kullanılarak sosyal medyada bazı öğrencilere ait gruplar kurulmuş durumda. Tabi bunun ne kadar legal olduğu tartışılır ama şu da bir gerçek ki bu sosyal medya ağı sayesinde önemli olaylardan haberdar olabiliyoruz, çeşitli etkinliklere katılabiliyoruz. Hala eksiklikleri var tabi çünkü çoğu insan sosyal medyada o ya da bu sebeplerle var olmak istemiyor. Dolayısıyla bu tip insanlara da ulaşabileceğimiz başka bir sistemin olması lazım. Daha az özele giren, ve daha az dedikodunun döndüğü daha özel bir sistem. Bu belki telefon olabilir. Okulda yapılan bazı etkinliklere haberdar olamadıkları için katılamadığını söyleyen öğrenciler aslında şu konuyu düşünmeleri gerekir. Eğer bu etkinliğe kaçırdıysam demek ki bu konuya olan ilgim kısıtlı. Çünkü gelişmiş yazılı ve sosyal medya sayesinde öğrencilerin arasında olan ya da okul genelinde olan haberdar olamamak çok mümkün durmuyor. Eğer haberimiz yoksa bilin ki ilgimizin yetersizliğinden kaynaklanıyor.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: