Pervane


İstanbul havası işte, nemli ve bunaltıcı. O nedenle dışarı bile çıkmıyoruz. Dışarı çıkmamamızın bir nedeni de aslında çıkınca harcayacak paramızın olmaması, sonuçta öğrenciyiz.Bursları alalı daha 1 hafta oldu, devlet baba sağ olsun, günbegün aksatmadan paralarımızı yatırır ve çoğu insan bu paraya bakar, bilgisayar almak için, hediye almak için ya da sırf harcamak için. Bizim için biraz farklı bu paranın anlamı.
Aldıktan yaklaşık olarak 1 hafta sonra biter çünkü aslında bu parayı harcamaya ta geçen aydan başlamışızdır, bu paraya güvenerek bir takım borçlar altına girmişizdir. Geçen ay ki paraya ne oldu derseniz, silsile yoluyla devam ettiği için onu da bir önceki ay harcamıştık, malum borçlarımız var.
İstanbul’dayız ve dediğim gibi dışarıda hareket edebilmek için paraya ihtiyacımız var, dedik bari bir işe girelim, 2 3 kuruş para geçer elimize de rahatlarız ama nerede arkadaş. Bu şehir herkesi yutmuş, bu da yetmemiş öğrencileri de ayrı yutmuş. Gittik dedik garson olalım, zaten eleman arıyor nargile cafeler. Saraçhane de bir cafeyle anlaştık, başladık çalışmaya günlüğü 25 liradan. Tabii hemen bir hesaplama yaptık, işte ayda şu kadar eder iyi bir makine alabiliriz diye. İş gayet basit, küllükleri temizle, müşterilerin ihtiyaçlarını gör, çay getir götür, masayı temizle, yerleri sula, patronun ağzını dinle vs. Ama ayakta çok duruyosun, hatta ilk gün omuzlarımın ağrısından zar zor uyuyabildim. Zaten 1.5 gün çalışabildim ya neyse, durun anlatacağım hepsini.
Adamla 3 gün deneme süresi için anlaştık, ama adamın planları farklıymış.
İlk gün performansım fena değil ama acaip sıkıldım, geceyi zar zor ettim. Çünkü zor ,daha önce hiç bir yere bağlanmayan bir insanın birinin ağzına bakması.
Aynı yerde 3-4 kişi çalışıyoruz, kimi liseli kimi hiç okula gitmemiş kimi yeni başlayacak, her statüden insan var. Ama birbirine emir vermeyen kimse yok, herkes bir iktidar peşinde. Bana da rastladı tabii, ama ben biraz tersleyince aramızı buz bağladı çocuğun biriyle.
Yavaş yavaş öğrendim ne yapıyorlar ne ediyorlar diye, kim patron kim işçi diye. Fakat hiyerarşiyi kavrayamamış olacağım ki işten resmen kovuldum. Benim bir suçum yok ama inanın. Nargile közlerini her zaman züppenin biri değiştirir. Yapmamış ahmak herif, ben de o yapacak diye, şimdi onun etki alanına girmeyeyim diye,sorun çıkmasın diye fazla ilgilenmedim. Patron farketti geldi bana bağırmaya başladı, ben dinledim, dedi ki” Biz senle yapamacağız galiba” ben de dedim ” O zaman sorun bende değil siz de”
Tabii anlamadı beni zavallı insan, baktı yine ”hesabını keselim ” Ben de sırtımı döndüm uzaklaştım oradan diğer tarafta hesaplaşma umuduyla.
Yazın 2. kısmında böyle bir iş deneyimim oldu 1.5 gün olsa da.Ama insanın böyle şeyleri tatmasından yanayım ve bu tarz hayatta itip kakılmaların insanları daha güçlü yaptığını düşünüyorum.
Biz de yaptığımız hesaplarla, kurduğumuz makine alma hayalleriyle kalakaldık.
Sonra yazacak bir hikaye daha kazandığımı düşünerekten mutlu oldum.
Şimdi de bomboş bir odada yere sırt üstü uzanmış, yüzüme vuran pervaneyle serinlemeye çalışırken yeniden hayallere dalıyorum,ne olacağını bilmeyerekten,ama güzel bir meşgale tavsiye ederim.
Sevgiyle kalın dostlar…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: