Zeyreğe Yolculuk


zeyrek
Zeyrek Efendi Camii gibi İstanbul’un medeniyetler tarihini yansıtan, İstanbul’u İstanbul yapan ve okulumuza birkaç yüz adım yakınlıktaki böyle bir yapıyla ilgili bir yazının dikkat çekeceğini düşündüm. Konular dağıtılırken böyle bir konuyu almamın bir diğer nedeni ise fakülteden arkadaşım Mehmet Salih Tan’ın yoğun ısrarı. Gerçi gazetenin hitap ettiği kesim düşünüldüğünde pek de bir şey fark etmeyecek gibi. Çünkü çoğu kimsenin böyle bir yapıdan haberi yok veya o mahallede yaşayıp haberi olanında bir bilgisi yok. Ama 2010 kültür başkenti İstanbul kapsamında başlanan restorasyon çalışmaları nedeniyle yapının tanınır hale geleceğine inanıyorum. Tabii ki şu an 2011 yılındayız ve böyle bir hengâmenin içinden bu güne gelmeyi başaran bu yapının restorasyonuyıllar alacaktır. Restorasyon çalışması ne kadar sürerse sürsün tamamlanması halinde İstanbul un sur içi kısmı kesinlikle farklı olacaktır. Ayrıca bulunan bölge de farklı bir turizm mekanı olarak değer kazanacaktır.

Medipol Üniversitesi’ne çok yakın bir mesafedeki Zeyrek Camii, Taksim ve Şişhane yönünden gelerek Aksaray yönüne devam eden Atatürk Bulvarı üzerinde yer alan ve Sosyal Güvenlik Kurumu’nun hemen arkasında kalan bölgede yer alıyor. Tarihi yarımadayı kucaklayan bir manzaraya sahip olan cami, Süleymaniye ve Şehzadebaşı Camilerini, Beyazıt ve Galata Kulelerini ve Haliç’i gören, hâkim bir noktada yer alıyor. Zeyrek Camii’nin tarihi oldukça eskilere dayanıyor. Antik kaynaklara göre, Bizans döneminde (1118-1136) Pantokrator Manastırı olarak Bizans Kralı 2.Yannis Kommenos’un eşi Macaristanlı Kraliçe İrene tarafından, içinde düşkünler evi ve göz hastanesi bulunan bir yapı olarak yaptırılıyor. Fakat bu yapılardan bugün geriye iki kilise ve mezar şapeli kalmış, aşevi ve hastane ise günümüze ulaşamamış.900 yıllık bir geçmişe sahip olan bu yapı, büyük fetihten sonra medrese olarak kullanılmış ve Fatih Cami yapıldıktan sonra da cami olarak kullanılmaya devam edilmiş. Fetihten sonra camiye çevrilirken yapılan minare, diğer yapılara nazaran daha az hasar gördüğü için hemen dikkat çeker. Medrese, adını, ilk müderrisi olan Mehmet Zeyrek Efendi’den almaktadır.

Üniversite kapısından caddeyi takip ederek yukarı doğru çıkıldığında sağdaki Arnavut kaldırımlı yokuşu çıkarken sağlı sollu eski Safranbolu evlerini andıran ahşap Osmanlı evleri virane halleriyle dikkat çekiyor. Öğrendiğime göre, bu evlerin ve manastır kompleksinin yer aldığı bölgede birçok restorasyon projesi uygulanmaya konmuş. Fakat yeterli kaynak sağlanamaması nedeniyle yarım kalmış. Bunlardan ilki, 1960-1970 yılları arasında yapılan ve ilerleme kaydedildikten sonra yarım kalan projelerden biri olan Zeyrek Camii Restorasyon Projesi. 1985’te dünya mirası kapsamında koruma altına alınan yapı, önemli bir merkez olarak dikkat çekmeye başlamış. Yapının etrafı şu anda restorasyon çalışmaları sürdüğü için çelik iskelelerle çevrili, kapılarına kilit vurulu ve içine girilemez durumda. Önünde büyük ihtimalle Osmanlılardan kalma bir çınar ağacı var ve fotoğraf çekerken bana epeyce bir zorluk çıkardı. Yapının etrafındaki büyük bir alanı şantiye alanı diye çinko plakalarla çevirmişler. Sadece işçilerin çalıştığı küçük bir kısımdan içeri bakabildim. İçerisi oldukça karanlıktı ve sanırım depremde zarar gören binanın içinde yıkılan taşları temizliyorlardı.

İşçilerden birine yapı hakkında birkaç soru sormak istediğimi söyledim. Nereden geldiğimi sordu. Ben de “Gazeteden geliyorum” dedim. “Size bilgi veremem” dedi ama eminim o da restorasyon çalışmasının ne aşamada olduğunu bilmiyordu. “Ne kadar zamandır burada çalışıyorsunuz?” şeklindeki soruma da bir yanıt alamadım. Sadece bir mahkeme olayından bahsettiler. Restorasyon yapılırken cami olarak değil de aslına uygun olarak kilise olarak kullanılması için Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından açılan bir davadan söz ettiler. Gazete haberlerine göre, yapının ihalesi verilmiş ve restorasyon öncesi zarar gören yerleri onarılıp güçlendirildikten sonra çıkan sonuca uygun bir stratejiyle restorasyon projesi gerçekleştirilecek. Güçlendirme çalışmalarının ise 2011 yılının sonunda bitmesi bekleniyor.

Tüm bunlar ülkemizde tarihi güzellikleri koruma ve bu güzellikleri dışa aktarma adına yapılan önemli projeler. Eğer İstanbul’un bu güzide mekânlarında dolaşmaya ve biraz nefes almaya çıkarsanız her köşe başında bir yenileme çalışması olduğunu görebilirsiniz. Öğrenci , doktor , memur kısacası ne olursak olalım veya işimiz başımızdan aşkın olsun etrafımızı tanımalı ve etrafımıza keşfetmek için bakmalıyız. Medipol öğrencilerine…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: